Login to your account

Username *
Password *
Remember Me

Tarihi romanların yazarı Demet Altınyeleklioğlu'ndan Dizi Gazete'ye özel açıklamalar! 4. Murad dizisinin şansı var mı?

Kas 04, 2016

Moskof Cariye Hürrem, Cariyenin Kızı Mihrimah, Cariyenin Gelini Nurbanu, Altın Cariye Safiye, Pargalı ve Hatice, Kara Kraliçe Kösem gibi tarihi romanlara imzasını atan, TRT ekranlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenen ve son romanı 'Roma Kulübü' Artemis Yayınları etiketiyle yayınlanan usta yazar Demet Altınyeleklioğlu'ndan DiziGazete.com'a olay açıklamalar! 

'Osmanlı trendini başlatan benim' diyen Demet Altınyeleklioğlu, Muhteşem Yüzyıl Kösem 4. Murad'dan, Nurgül Yeşilçay'ın yeni rolüne, son romanı Roma Kulübü'nden dizilerdeki Osmanlı modasına kadar birçok konuda DiziGazete.com'dan Sibel Doğu'nun sorularını yanıtladı.

Sibel Doğu'nun röportajı:

Özellikle ‘Moskof Cariye Hürrem’ kitabıyla uzun süre çok satanlar listesinde kaldınız. Tarihe ilginiz hep var mıydı? Hep tarih içerikli kitaplarınız var!

Doğrusunu isterseniz bir bilim dalı olarak tarih,  herkes kadar ilgimi çekti. Ne daha az, ne daha çok. Benim miladım Philippa Gregory’nin romanlarını çevirmem oldu. Philippa’nın İngiliz tarihini konu alan romanlarını çevirirken bir kıskançlığa kapıldım. Ya benim tarihim? İşte o zaman tarihin çok başka bir boyutunu keşfettim. İnsan boyutunu. Roman yazmaya karar verince de konularım ve kahramanlarım genellikle tarihten kaynaklandı. Fakat daima insanı ve özellikle de kadını ön planda tutan bir pencereden baktım tarihe. 

‘Osmanlı trendini başlatan’ benim demişsiniz! Dizi yapımcıları sizin kitaplarınızdan mı etkilendi sizce? Osmanlı trendi nasıl başladı? Biraz açabilir misiniz?

Popüler edebiyatta tarihi kurgu trendini ben başlattım. Dizi yapımcıları benim kitaplarımdan etkilendi. En azından konsept olarak . Bu konuda iddialıyım. Hadi biraz tevazu göstereyim. Hiç değilse benim Moskof Cariye Hürrem romanım, sonra da öteki sultan romanlarımın okuyucudan gördüğü ilgi TV yapımcılarına yeni bir sayfa açtı.

Muhteşem Yüzyıl ve Kösem Sultan dizileri tarihçiler çok fazla tartışma yarattı. Özellikle de Muhteşem Yüzyıl! Sizce bu diziler tarihi gerçekleri ne kadar yansıtıyor?

Moskof Cariye Hürrem romanımla Muhteşem Yüzyıl arasında bir ilişki kurmaya çalışan çok oldu. Benim eserimden esinlenmiş olabilirler, ama benim yarattığım Osmanlı sarayı ve kahramanları ile Muhteşem Yüzyıl’ın çizgisinin bence ilgisi yok. Osmanlı ile de ilgisi yok. İsimleri ve mekanları değiştirin başka bir ülkeye ve başka kahramanlara da yakıştırabilirsiniz. Kösem hakkında iki roman yazdım, ama bir kez olsun diziyi seyretmedim.  O yüzden bir şey söyleyemeyeceğim.

Dizilerdeki tarihi araştırmanın yeteri kadar yapıldığını düşünüyor musunuz?

Araştırma yapıldığını düşünmüyorum. Olsa olsa ne kadar dekolte bir kostüm giydirirsek reyting artar diye araştırıyorlardır.  Bunu eleştirmek için söylemiyorum emin olun. Her hafta bir bölümü yazılan, belki hafta içinde iki bölümü birden çekilen bir dizinin senaryosunu yazanların araştırma yapacak vakit bulmaları mümkün mü?  O yüzden romanla diziyi asla karıştırmamak, karşılaştırmamak lazımdır. Biri olabildiğince sanat endişeliyse, diğeri o kadar ticari amaçlıdır.

Siz romanlarınızı yazarken nasıl araştırmalar yapıyorsunuz?

Okuyorum. Ne bulursam okuyorum. Kullanırım veya kullanmam diye bakmıyorum. Sürekli okuyorum. İnternet bu konuda en büyük yardımcım. Sonra kütüphaneler. Bir konuyu veya bir kişiye asla tek bir kaynaktan araştırmam. Sık sık birbiriyle çelişen bilgilerle karşılaşıyorum tabii. Mesela Pargalı İbrahim için Osmanlı şöyle diyor, Macar böyle görüyor. O zaman biri üçüncü, dördüncü, bilmem kaçıncı kaynağın hakemliğine başvurmak gerekiyor. Benim romanlarım bir hayli hacimli. Okuyucu “Tuğla gibi” diyor. Onları yazabilmek için tuttuğum notları bir araya getirsem, herhalde “Dağ” gibi denecek.

Dizilerde ya da roman yazarken Osmanlı tarihine ilişkin veri bulmak zor olmuyor mu? O dönemde bugünkü kadar olanaklar yoktu sonuçta!

Hem de çok zor. Philippa Gregory’nin romanlarını çevirirken kaynak zenginliği beni hem şaşırtmış, hem kıskandırmıştır. Bizim Osmanlı kaynaklarımız da çok zengin biliyorum. Ama bunlardan ne kadar yararlanabiliyoruz ki? Belgeye ulaşsanız bile dil ve yazı farkı belinizi büküyor. Bence Osmanlı arşivinin günümüz Türkçesine kazandırılması ve bilgisayar ortamına aktarılması bir devlet politikası haline getirilmeli.

Siz Muhteşem Yüzyıl ya da Kösem Sultan dizilerini başarılı buluyor musunuz? 

Muhteşem Yüzyıl’ın ikinci bölümünden sonrasına tahammül edemedim. Oyunculuklara ve oyunculara bir diyeceğim yok. Ama sunulan hiçbir şey Osmanlı değil. Saray değil, Süleyman değil, Hürrem değil, Pargalı değil. Efendim bir TV dizisi çekiyoruz, belgesel değil demekle iş bitmiyor. Konusunu ve kahramanlarını tarihten alan yabancı dizilerin daha titiz olduğunu görüyoruz. Kösem için bir şey diyemeyeceğim. Dediğim gibi, iki Kösem romanı yazmış bir yazar olarak diziyi hiç seyretmedim.

Dizilerdeki bu ‘Osmanlı Dönemi’ modası sizce daha ne kadar sürer? 

Hala öyle bir moda var mı bilmiyorum. Varsa çok uzun süreceğini tahmin etmiyorum.  Türk seyircisi bu modayı da eskitti bence. Nedense biz televizyon yapımlarına klasik bir değer yükleyemiyoruz. İşte böyle modalarla gelip geçiyor bizim yapımlar. Oysa tarihi kurgu diye yola çıktığınız dizilerde klasikleşecek bir değer olmalıydı. Tüm zamanların yapıtları olmayı hak etmeliydi. .

Tarihi kitapları ya da tarihteki padişahları-sultanları düşündüğümüzde hangisi diziye uyarlanmalı sizce?

Eskiden niye bir Atatürk filmi çekilmiyor derdik. İyi ki yapılmamış. Son yıllardaki bir iki denemeye bakınca bu fikrim daha da güçlendi. Ama ben TV yapımcısı olsam, batılı örneklerin imkanlarıyla çalışabilsem mesela Göç’ü dizi yapmak isterim. Türkler’in Orta Asya’dan kopup batıya doğru akmasını, sebeplerini, zorluklarını, kahramanlarını, aşklarını. Roma Kulubü kitabımda son yazdığım dönem olan Mütareke dönemi var bir de. Nereden nereye geldiğimiz,  Atatürk sayesinde hangi kazanımları elde ettiğimiz açısından çok önemli.

Gençlerin tarihi diziden öğrenmeleri sizce eğitim sisteminin eksikliğinden mi?

Tarih diziden öğrenilmez. Tarih başka bir şeydir. Tarih bilimdir. Tarihe ve tarihçiye saygım sonsuzdur. Bunu şaka olarak bile söylememek lazım bence. Asla. Tarih diziden öğrenilmez. Dizi  ve tabii fantastik tarihi roman, ancak tarihten bir rüzgar estirebilir, merakları tahrik edebilir. Elbette algının oluşmasının sebebi eğitim sistemimiz. Çocuğu bir sürü tarih, anlaşma maddeleri ve inanılmaz gereksiz bilgiyle tarihten korkutan, yıldıran hatta laf aramızda nefret ettiren bir anlayışın sonucu işte bu: Tarihinden haberi olmayan nesiller. O yüzden ben tarihi geniş kitlelere sevdiren, hani şu bazı pek bilmişlerin küçümsediği kurgu tarihi romanların ve hatta dizilerin insanlara tarihi sevdirmeye başladığını düşünüyorum.

‘Kösem Sultan’ sizce neden Muhteşem Yüzyıl kadar başarılı olamadı? Yeni sezonda ekrana gelecek 4. Murad dizisinin şansı var mı sizce?

Kösem Sultan’ı seyretmedim. Muhteşem Yüzyıl’ın başarısında ilk bölümleri yazan rahmetli Meral Okay’ın payını anmak isterim.

Sizce Nurgül Yeşilçay Kösem Sultan rolüne yakışmış mı?

Nurgül Yeşilçay çok güzel ve başarılı biri oyuncu. Kösem’i  seyretmediğim için performansı konusunda bir şey diyemem. Elinden gelenin en iyisine yaptığına inanırım. Ama Kösem bu! Hürrem’den çok başka, çok öte bir kadın. Bana dünyada Kösem’i oynayacak bir oyuncu var mı dişe sorarsanız, emin olun onda bile zorlanırım.

Murad’a gelince, umarım tutar. Umarım müsamereye dönmez.

Kitaplarınız için yapılan ‘Sanki günümüzde geçiyor’ ya da ‘kurgu ağırlıklı’ eleştirileri için neler söylemek istersiniz? Tarihi kaynak alan eserlerde kurgu ne derece var olmalı sizce?

Eğer benim romanlarım için “Sanki günümüzde geçiyor,” gibi bir eleştiri yapılıyorsa, bu benim ödülüm olur. Demek ki 500, 400, bilmem kaç yıl önce yaşanmış olayları ve kişileri, sanki bugün yaşanmış veya bugün hayattaymışlar gibi resmedilmişim. Aferin bana. “Kurgu Ağırlıklı,” diye bir eleştiri varsa, onu da anlamış değilim. Ben baştan ilan ediyorum zaten. Ben tarihi yazmıyorum. Benim romanlarım, konusunu ve kahramanlarını tarihten alan kurgu romanlar. Demek ki bunda da başarılıyım.

Son olarak ‘Roma Kulübü’ adlı kitabınız yayınlandı! Kısaca bahseder misiniz kitabınızdan?

Roma Kulübü, bir mütareke dönemi romanı. Mütareke döneminin İstanbul’unu, daha doğrusu o vakitler Pera denen Beyoğlu’nu anlatan bir roman. Osmanlı’nın içine sürüklendiği felaketi, 1453’ün intikamını almaya yeminli haçlı kafasının bir millete reva gördüğü haksızlıkları,  entrikaları, ihanetleri, hainleri, kahramanları Roma’dan İstanbul’a gelen İtalyan kızı Allecra’nın gözünden anlatan bir roman. Kocasını bulmak umuduyla yanıp tutuşan Allecra’yı kaderin sürüklediği muhteşem dönüşüm. Ülkenin asil sahiplerinin sefaletiyle, azınlıkların yaşamları arasındaki sıra dışı çelişkiyi gözler önüne seren bir iğneleme. Aşkı ve vatanı arasında sıkışan insanların dönülmez, paylaşılmaz, vazgeçilmez, kaçılmaz çaresizliği. Mustafa Kemal’den Vahdettin’e, Amiral Calthorpe’dan, İtalyan Sefiri Kont Sforza’ya kadar dönemin gerçek kahramanlarıyla kurgu karakterlerimin, gerçek olaylarla benim ördüğüm hikâyenin harmanlandığı bir roman  Roma Kulübü.

Yeni bir roman çalışmanız var mı? Bundan sonra hangi konuyu ele alacaksınız?

Var elbette. Yeni bir çalışmamın olmadığı anım yok ki. Osmanlı Sarayı’nda çok önemli bir randevum var. Ona hazırlanıyorum.

Sibel Doğu: @renkli_ucurtma7