Login to your account

Username *
Password *
Remember Me

DiziGazete yazarı Dilek Doğu'dan Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'a haftanın yorumu: Kod adı kaptan olayları aksiyon üzerine aksiyon katarak başladı. Ama kafamızı karmakarışık yaparak başladı. Ünal beyin anlattıkları kafamızı allak bullak etti. Meğer Asım Ünal beyin kulağına anlattığı masal meğerse kaptan kod adı yani Nevzat’ın adıymış. Bu işe asla inanmayan tabi ki ilk başta Alparslan oldu. Diğerleri de inanmak istemeseler de inanmak zorun da kaldılar. Alparslan’ın verdiği tepki ve gözünden akan yaşlar çok inandırıcı idi. Hızır reis ile aralarında geçen kısa diyalog ise gerçekten mükemmel olmuş. İyi yazılmış iyi oynanmış emeği geçenlerin yüreğine sağlık. Ama ben gene de neden bilmem bu konuya tam konsantre olamadım olamıyorum. Bu işin için de hem bir işler var. Ayrıca içim de nedenini bilmediğim farklı bir şeyler var bu konu ile ilgili. Hem inanmak istemiyorum. Hem de olaylar sanki farklı yerlere gidiyor gibime geliyor. Ünal beyin sözleri herkesin bu olaylara bu kadar çabuk inanması. Biraz tuhaf geliyor bana. Alparslan en inanması güç olandı amma velakin intikam diyen o oldu. Ama tüm bunlar konuşulup plan yaparken gitmek isteyen gitsin derken en iyi konuşan Servet ve Zafer oldu. Servet bombanın üzerine Zeynep ve Mübeccel yazmayı planladı. Zafer ise Ceylan abla haberdar olabilir mi dediğin de Alparslan’ın verdiği tepki biraz abes oldu. Çünkü haddini bil dedi. Zafer’de hepimizin düşündüğünü düşündü. Ceylan Nevzat’a emir veriyordu sürekli. Tüm bunlardan nasıl haberi olmazdı ? Hepimizin kafasında cevabı olmayan delice sorular oldu. Ve tüm karmaşanın ortasında Hızır Ali’nin yine Selda ile orda burada dolaşması. Ve yine aklının otellerde buluşmakta olması. Ben bu Hızır Ali’ye iyice sinir olmaya başladım. Başlarda ne güzel ılımlı düzgün bir çocuktu. Şimdi sürekli ailesi ile çatışan. Onlara karşı çıkan biri var karşımızda. Sonrada kalkmış gelmiş babasına bana güvenmiyorsunuz diyor. Neyse ki Ekrem beyin Ünal’a gittiğini söyledi en azından. Ama Ekrem çoktan masanın diğer üyelerine gitmişti zaten. Mürsel Hızır’ı zehirliyor derken kendisi de masadakileri zehirledi . Tipi zaten hemen inandı çok zayıf noktasından vurdu onu Ekrem. Fikret şüphelendi tabi ki. Ama zaten tipiden ona fırsat kalmadı. Sadece o konuştu. Sonrasında ise Gönül ve ablasının anlattıklarından hemen iyice çıldırdı tipi. Bakalım bu deliler neler ile uğraşacaklar. İlerleyen bölümlerde daha ne delilikler yapacaklar. Şimdi tipi ve Fikret reise gittiler konuşmak istediler olmadı. Reisin vakti yoktu . Çünkü yaptığı işlere onlar bulaşsın istemedi. Sevdikleri zarar görsün istemedi. Ama tabi Tipi bu durur mu hiç. Zaten kendisi bir yandan balası bir yandan işler çevirip duruyorlar. Candan İle ablası ve Ateş konuştu. Candan ben Mürsel’in yerini bilirim dedi. Otoparkta kimsesiz Yaşar ve İlyas yine muhteşemdi. Kinayeli konuşmalar. İğneli laflar çok güzel oluyor bunların. Özelikle de İlyas’ın biten evliliği Esra ve Suzi hakkında olan muhabbet çok güzeldi. Amma velakin Yaşar evlenir mi evlenmez mi işte orası biraz muallak. Evlense dost olması lazım o zaman eşi olması garip olurmuş. Düşmanı olsa o zamanda olmaz çünkü düşmanı yaşamıyor. Yazık be dostum Yaşar’a üzülüyorum ben. Adam gerçekten kimsesiz. Ana yok baba yok. Çoluk çocuk yok. Birini sevmiş onu sevdiğinden kızın haberi bile yok. Bu böyle nereye kadar gider ki. Ama ben bununda çaresini biliyorum. Ben karar verdim Hayriye anaya söyleyelim biz bu işi. O en kısa zaman da birisi bulur. Bakın şuraya şöyle not bırakıyorum Hayriye sultan bu işi bilsin öğrensin. Dostum Yaşar iki bölüme kalmaz evli-mutlu-çocuklu olur. Evet tabi ki bu işin şakası . Ama inanın ilerleyen bölümlerde bir tanışırsa bu ikili . Hayriye ana gerçekten durmaz hayırlı bir kısmet arar kimsesiz babaya. Bunu da bir kenarı not alın demişti dersiniz. Şunu da atlamayalım Emine hanım da aynı Hayriye sultana benzedi. Hemen iki arada bir derede Ateş ile Candan ikilisini yakıştırdı aranızı yaparım dedi . Candan şok olsa da cevap vermeye dahi fırsatı olmadı zaten. Ah şu ara bulmaya çok meraklı olan kadınlar. Lütfen birazcık kendinize gelin . Herkes kendi gönlüne uygun olur bulur evlenir hanımlar siz merak etmeyin. İlyas ve Yaşar Nevzat’ın adamını aldılar fidanlığa geldiler. Reis ve diğerleri de geldi. Herkes Nevzat’tan nefret ediyor şu anda. Eline ilk geçiren param parça edecek onu. Ama adam tabi ki konuşmadı . Kaptan kod adı bana ait dedi. Nevzat’ın hiçbir şeyden haberi yok dedi. Her ne kadar Mürsel onun kod adı Ulak dese de adamcağız her şeyi inkar etti. Amma velakin her ne kadar reisinde dediği gibi delikanlı adam da olsa ölmekten kurtulamadı. Şimdi her ne kadar şu ana kadar hain gibi gözükseler de Reis ve diğerleri, devlete karşı gelip onların adamını öldürdüler. Şimdiden sonrasında işler çok karma karışık olacak. Ama neden Hızır’ın üstünde bu kadar duruldu neden vedalaşır gibi idi her sahnesi bölümün. Neden vedalaştın bizimle reis. Neden Meryem’e verdin o boşanma dilekçesini. Kurtar kendini Ömer’i al git ne demek. Ömer’in eve titreyerek gelip birini öldürdüm demesi bana pekte inandırıcı gelmedi . Bence bu yine kendince yaptığı saçma planlardan birisi. Sözde annesini babasını bir araya getirmek için yapmak istediği saçmalık yani . Bu yüzden bu konu üzerinde fazla durmaya da gerek yok zannımca. Tipi Ateş ve Fikret kara Mürsel’i öldürdüler. Ekrem’in istediği gibi oldu her şey. Zaten bence tüm bunlar onun planının bir parçası. Nevzat için olanlar da Mürsel’in ölümü de. Kendisi açığa çıkmamak için oyunlar düzenledi iftiralar attı. Herkesi birbirine düşman etti. Çok ta başarılı oldu planları. Peki bundan sonra neler olacak. Kaptan gerçekten Nevzat’mı . Ceylan çıktığı kısa yolculuktan nasıl bilgiler ile dönecek. Eğer bu kaptan gerçekten var ise kim? Ben şahsen hala Nevzat olmadığı düşüncesindeyim. Hızır ve Meryem ise boşanmayacak doğal olarak. Çünkü Nevzat ölmeyecek. Onun hain olmadığı anlaşılacak. Her şey eskisi devam edecek. Tabi şimdi ben şunu söylemek isterim. Her şey Ekrem’in oyunu diyorum ben . Nevzat’a atılan iftira dahil. Mürsel’in ölümü her şey. Peki tüm bunları Hızır reis çözüp anlayınca ne olacak. Zaten kafayı fena taktığı adamı nasıl bir son bekleyecek. Nevzat masum diyorum çünkü o karakter böyle ölemez. Ayrıca dizide olsa bu şekilde bir mafya babasına devletin önemli adamlarından birine öldürtür mü senaristlerimiz. Ancak dizinin sonuna gelmek istiyorlarsa olabilir. Ama dizi devam ediyor çok şükür. Yani herkes sakin olsun . Kimse boşanmıyor da ölmüyor da. Sırası gelince ölen, Ekrem ve Selda olacak siz merak etmeyin. Ünal beye gelince arada bazen ondan da şüphe duyuyorum bazı konularda ama . Bakalım o konuda haftaya da detaylı yazacağım sizlere. Şimdi bölüm sonuna kafamız da delice sorularla geldik. Tipi ve diğerleri Mürsel’i öldürdü sonucu ne olacak. Bu Ceyda’ya güvenmiyorum başka ne işler çıkacak ondan? Ömer’in saçmaladıkları ne ve lütfen Ömer daha fazla saçmalama lütfen. Hızır reis tüm gerçekleri öğrenince neler olacak reisi kim tutacak. İlyas’mı Alparslan’mı demek isterdim . Amma velakin onları kim tutabilir ki. Özelik ile Alparslan onu kimse tutamayacak. Önümüzde ki bölüm ortalık çok fazla karışacak tek söyleyebileceğim bu. Bu yüzden bölüm için şimdilik bu kadar . Önümüzdeki hafta yeni bölüm yeni yorumlar da görüşene dek kendinize iyi bakın sevgi ile kalın.

ATV dizisi Kanatsız Kuşlar'ın 7 Aralık 2017 Perşembe günü yayınlanacak 25. bölüm özeti şu şekilde:

Azime, Tuba’nın başına gelenlerden sorumlu tutulacağı korkusuyla ne yapacağını şaşırmıştır.

Mert’in velayet sorunu Muzaffer’in başına iş açacak gibi görünmektedir. Almanya’daki dedesinin görevlendirdiği bir avukat, büyük bir tehdit oluşturur. Nefise’nin her şeyi göze alarak yaptığı hamle Mert’i kurtarabilecek midir? Boşanmak üzere olduğu karısının yaptığı fedakarlık, Muzafer’in içindeki buzları eritecek gibidir.

Kemal, kızının oyununu bozmuş, Emre’ye daha fazla güvenmeye başlamıştır. Kemal’in desteğini alan Emre, bilmediği öz babası Muzaffer’in karşısına dikilir.
Onur’un yaşadıkları yüzünden hayata bakışı değişen Zeynep’e bir sürprizi vardır. Yeniden umutlanıp yaşama bağlanması için hazırladığı bu sürpriz Zeynep’i çok şaşırtır. Ancak her ikisi de onları şoka sokacak daha büyük bir olayın gerçekleşmek üzere olduğundan habersizdirler.

Dilek Doğu'dan Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'a haftanın yorumu:

İşte Dilek Doğu'nun olay yazısı:

Denize Düşen Yılana Sarılır.

Yılmaz karakterinde veda ettik. Bu Ünal beyin en güvendiği ikinci adamın ihaneti ve ölümü. Peki bu Ünal bey bize gösterildiği kadar zekimi yoksa hep hainleri yanında barındıracak kadar safmış. Biz bunu anlaşılan daha epey uzun bir süre öğrenemeyeceğiz.Pekala buEkrem bey sizce bu kadar masum mu? YoksaYılmaztüm hain planlara kurban mı gitti? İlyas ve diğerleri olay yerine geldiklerinde herşey çoktan olup bitmişti zaten. Ama ne Alparslan ne İlyas bu işten pekte memnun kalmadı. Hele ki İlyasiyice çıldırdı. İlyas tüm hırsını Alparslan ve Fahri’den alıyor. Ama bu muhteşem üçlü beni bayağı bir sardı. Eğlenceli olmuşlar. O tuhaf komikhalleri didişmeleri hepsi çok eğlenceli bence.Hele bu bölümdeki diğerlerinin yattığı hastanede gizli buluşmaları. Servet’in o her zaman ki yok mu süperdi. Elinde bir çanta dolusu para ,ile o tavırları muhteşem idi. Zafer’in daha arabada iken kendini övmeye başlaması. Ben eskiden çok yakışıklı idim 20 kilo zayıftım birde saçlarım vardı deyiverince kahkahayı bastım. Ama helal olsun içeri girip aldılar pis İsmet’i. Bir güzelde konuşturdular. Sonrası malum son kafaya tek kurşun.

Neyse biz gelelim Meryem’e kurtulmasına kurtuldu Yılmaz’ın elinden .Amma velakin ben bu Meryem’deki halleri pek sevmedim. Evet içi evlat acısı ile yanıp tutuşuyor ama umarım ki sende Ceylan gibi mafya reisliğine özenmezsin. Ceylan zaten yeterince her işe burnunu sokup, bir değişik havlarda ortada salınıp duruyor. Lütfen birde sen çıkma .Biz zaten Ömer bu işlere fazla bulaştı diye düşünüyoruz. Daha karakterin yaşı küçük onun bu kadar ön plana çıkmasını pek sevmedik. Sende artık dahaılımlı bir anne ol ve en azından Ömer’e yansıtmamaya çalış bu tavırlarını. Seni çok seviyoruz Meryem bunu da unutma. Sen bizim özlediğimiz Hızır’ın gözlerine aşk ile bakan kadına geri dön. Bizler sizin o hallerinizi çok ama çok özledik. Zaten reiste Meryem’den söz aldı. O eve dönünce Meryem’de artık evde oturacak. Evet Ceylan karakterini eleştiriyoruz ama biz sadece çok ön planda olmasına sanki asıl mafya reisi o imiş gibi davranmasını sevmiyoruz. İnan diziye ilk katıldığın bölümlerde olduğun gibi Hızır’a olan aşkını anlatsan. Ve sadece oğlunun iyiliğini düşünen anne karakterine geri dönsen seni daha da severiz. Yoksa hiç kimsenin oyunculuk gücüne laf söylediği yok. Zaten mükemmel bir oyuncu olduğun için bu karakter gerçek bir kişilik gibi oldu. Hatta şunu da yazmadan geçmeyeceğim, bir okuyucumuz Ceylan’ı gerçekten yaşayan bir karakter sanıyor. Haberiniz olsun diyorum.

Sizce de bu Gönül’ün çektiği acı artık kafi değil mi. Yazık zaten çok uzun yıllar aşk acısı çekerek beklemiş. Şimdide sevdiğinin acı çekmesini uyanmasını izliyor. Uyan tipi uyan Murat artık haydi sevdiğinin gözlerine aşk ile bak tekrar.

Hapishane koğuşuna gönderilen adamı kimsesiz Yaşar anında çözdü. Onun tuzak kurmak için gönderildiğini. Ama asıl anlayamadıkları aynı anda Hızır reisede tuzak kurulmuş olması idi. Eniştesine ve Yaşar’a bir şey olmasın diye Nevzat’ı uzaklaştırdı. Hapishaneye yolladı onları korusun kollasın diye. Ama asıl tuzak cezaevi aracında idi. Hızır reis zaten bunu bekliyor idi. Bunu Ünal beyde anlamış olmalı ki reise sarılma bahanesi ile bir emanet verdi kaş ile göz arasında. Kendinden son derece emin adımlar ile araca binen kara Mürsel maalesef umduğu gibi karşılanmadı reis tarafından. Cebinde ki sustalıyı kalbine sapladı Hızır Mürsel’in. Peki Mürsel’in dışardaki yani aracın dışında ki adamları ne olacak. Ama canım onu damı reis halletsin. Bir adamada bu kadar çok iş yüklenmez değil mi. Artık onunda diğerleri halledecek. Ama bakalım bu kara Mürsel öldü mü. Ölmeyebilir böylesine kötü hain bir karakter dokuz canlı kedi misali kurtulur bakarsınız. Ama o zaman intikamı kötü olacaktır. Hatta bakarsınız reisi de alıp giderler oradan. Mürsel doktor tedavisinde iken reis işkence görüp ailesi ile tehdit ediliyor olabilir. Tabi bunlar benim tahmin ve yorumlarım. Cevaplar ise maalesef önümüzdeki bölümde.

Şimdi gelelim bölümün en başında olan sahnelere. Tamam Yılmaz hain çıktı Meryem’i öldürmek istedi. Peki Yılmaz’ın arkasında ki güç kim. Bence şuan kendini Meryem’i kurtararak temize çıkartan Ekrem. O asla masum olamaz bence . Ne o nede kızı Selda. İkisi de birbirinden şeytan çok akıllı olsalar da bu pek fazla sürmez. Ekrem Yılmaz’ı da tuzağına düşürdü. Öleceğini bilmeden onun dediklerini yaptı ama Ekrem onu kullandı. Kendini masum gösterdi herkesin gözünde puan topladı. Buna bir tek içeride olan reis inanmadı. Ne Ekrem’i nede kızına karşı güveni yok reisin. Olmasında zaten. Onlar da reisin tuzağına düşüyorlar farkında değiller.
Evet haftaya Salı akşamı kim kime tuzak kurmuş. Kim ölmüş kim kalmış göreceğiz. Umalım reis fazla zarar görmeden bu işten kurtulsun. Artık yeter adam daha kızının acısını bile tam yaşayamadan neler ile uğraştı. Biraz kendisi ve ailesi ile baş başa kalsın artık değil mi. Ne diyelim Önümüzde ki bölüm ve yorumlarda görüşene dek kendinize iyi bakın sevgi ile kalın diyorum.

 

Dilek Doğu'dan Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz yorumu:

Kimsesiz Yaşar Ne Kadar Nasıl Yaşar

Bu bölüm namı değer kimsesiz Yaşar’ın (Olgun Şimşek ) muhteşem sesini dinleme şerefine nail olduk. Bu güzel sesi her bölüm dinleriz inşallah. Bu arada kimsesiz Yaşar’ın bir sevdiği olduğunu da öğrendik. Bana kalırsa, Hızır Reis içerden çıkınca bu işi halleder. Yaşar sevdiği kadını bulur ve bu iş mutlu sona ulaşır. İnşallah görürüz böyle güzel bölümü. Bu arada İlyas’ın karşısında oynamasını istediğiniz kadın oyuncu konusunda verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. İnşallah bizlerin hayal ettiği oyunculardan birisi gelir İlyas’a. Mutlu olmak, sevmek ve sevilmek onunda hakkı değil mi?

Yine yeniden Ceylan karakteri abartılmadı mı bu bölüm? Bu nedir Allah aşkınıza? İlyas, Alparslan ve Fahri operasyona gidiyor adam öldürmek için. Eyvallah bu konuda sorun yok, bu dizide bu durum normal amma velâkin Ceylan’ın ne işi var orada? Yapmayın etmeyin, bu kadar olmamalı. Kadın ve çocukları bu kadar ön plana almayalım. Şimdi bazı fanlar geçen bölümde Meryem gitti masaya oturdu diyeceksiniz. Evet, hepiniz haklısınız. Ama bu güne kadar Meryem tehdit etti, adam kiraladı hatta kendisi gitti geçen bölüm masaya tehdit savurdu. Fakat hiçbir zaman çatışmaya gidip eline makineli tüfek alıp ortalığı tarayıp adamları öldürmedi. İster istihbarat olsun ya da başka ne görev olursa olsun. Günümüz dizileri bu kadar örnek alınıyorken kadınları ve çocukları bu kadar ön plana almak olmuyor. Tabi, bu sadece birkaç saat izlediğimiz yarın hangisi var diye beklediğimiz bir dizi.  Ama umalım herkes bizim gibi düşünüp algılasın.

Ben bu Hızır, Tipi, Yaşar ve Enişte’nin hapishane günlerini çok sevdim. Özellikle de Tipi ve Yaşar’ın karşılıklı sahnesi süper olmuştu. Mürsel istediğini yaptıramayınca Tipi’yi şişlediler. Gülsek mi ağlasak mı karar vermesem de, çok güzel olmuştu. Ellerinize kaleminize sağlık. Bir an, Gönül bebeğini düşürecek sanarak korktum ama çok şükür korktuğum olmadı.Emine Hanım bile söz geçiremez iken Gönül’e, Meryem sözünü geçirdi.

Ve sonunda Alparslan kendinden beklediğimiz hareketi yaptı, Hızır Ali’yi bir güzel dövdü. Geçen bölümlerde Alparslan’a yumruk attı, herkes susup konuyu kapattı. Şimdi de İlyas’a laf söyleyip sesini yükseltti. Üzerine bir de Meryem’in evinde Selda ile uygunsuz hareketler de bulundu. Zaten daha ne yapacaktı değil mi? Yedi dayağını oturdu. Valla ne yalan söyleyeyim çok iyi oldu. Bence çoktan hak etmişti zaten. Bu şımarıklık yanına kar kalamaz değil mi? Ama artık lütfen aptalca sevdasın da yanıldığını da anlasın.

Şimdi Hızır Reis’in bahsettiği ve Meryem’i öldürmek isteyen karakter konusuna gelirsek… Siz de  Yılmaz olmasına şok olmadınız mı? Şahsen benim hiç beklemediğim bir adam çıktı. Mürsel, Ekrem’in adamı sanıyorduk. Aslında ben bu karakteri çok ta seviyordum. Yazık oldu üzüldüm. Hem hain olarak hatırlamak istemezdim Yılmaz karakterini. Birde ‘Gladio’ diye bir şeyler söyledi farkına vardıysanız. Anlaşılan dizimize yeni karakterler, yeni heyecanlar geliyor. İnşallah geçen sezonlardaki gibi heyecanlı bölümlerle devam ederiz. Ben şahsen kendi adıma bu bölümü sevdim. Evet belki biraz daha aksiyon dolu soluksuz anlar bekliyordum ama olsun. Son iki bölümde Meryem karakteri oldukça ön planda ve onun üzerinden dönüyor konular. Sanırım çok geri planda kaldığı tepkilerinden sonra bu karaktere yönelme oldu. Ceylan gibi aşırı derecede olaylara karışmadan, uzatmadan, evinin reisi olarak devam etmesi daha iyi olur bence. Ceylan karakterimiz de, biraz daha geri plana alınabilir daha öncede yazdığımız gibi.

Neyse biz gelelim asıl merak ettiğiniz sorunu cevabına.

Şimdi hepimiz ile son sahnede Meryem’in ölmediği konusunda hem fikiriz sanırım. Ona göre devam edelim. Evet bu Yılmaz  ve Mürsel’in tuzağı idi. Takip cihazı vardı arabada. İlyas’lar bu tuzağa düştüler ama kurtuldular. Fakat şu ayrıntıyı atlamayalım. İlyas’lar sadece arabalarını terk ettiler. Takip cihazı onlarda. Meryem’i buldular, son anda gelip onlar Yılmaz’ı vurdu. Büyük ihtimal ile de İlyas vurmuştur.  Ama neden Yılmaz? Ben Meryem’in tuzağa düşmesinden çok bu sorunun cevabını merak ediyorum. Daha önce de; Özer, Ünal Bey’e ve masaya ihanet etmişti. Şimdi de Yılmaz… Oysa Ünal Bey son derece zeki bir adam. Hep mi onu buluyor bu hain adamlar ve o anlamıyor. Ya ben de bir yanılma algılayamama hatası mı var? Ya da bu işin içinde çok daha büyük işler var. Tüm bunlar ne? Bu Gladio örgütü kim? Ortaya çıkacaklar mı yoksa bu ana kadar olduğu gibi gizlice mi halledecekler işlerini? Kafamızda yine bir sürü soru işreti ile bölüm bitti maalesef.

Ah keşke şu özetler olmasa, özetlerin yerinde de yeni bölüm olsa ve 1 saat daha fazladan yeni bölüm izlesek. Ama işte o zaman hem sanatçılarımız hem senarist ve yönetmen hem de tüm ekip sanırım isyan ederdi. İşte bu yüzden ben hayalimden vazgeçiyorum hemen. 

O zaman ne diyelim önümüzdeki hafta Salı akşamı yeni bölüm ve yeni yorumlarda buluşana dek kendinize iyi bakın sevgi ile kalın.

atv dizisi Kırgın Çiçekler’in 96. Bölümüne sevilen sanatçı Emre Aydın, konuk oyuncu olarak katılıyor.

NTC Medya’nın yapımcılığını üstlendiği Kırgın Çiçekler, izleyiciyi şaşırtmaya devam ediyor. Dizinin 6 Kasım Pazartesi akşamı yayınlanacak yeni bölümüne ünlü sanatçı Emre Aydın damgasını vuracak.

Emre Aydın yeni şarkısını ilk kez Kırgın Çiçekler’de söylüyor

Sanatçı konuk oyuncu olarak katıldığı bölümde “Beni Vurup Yerde Bırakma” şarkısını ilk kez ekranda söyleyecek. Kırgın Çiçekler ve Emre Aydın hayranlarının ilgiyle izleyeceği yeni bölümde sürprizler bu kadarla da kalmayacak. Emre Aydın dizide Serkan karakterini canlandıran Mehmet Aykaç ile de “Sen Beni Unutamazsın” şarkısına düet yapacak. Aykaç, “Emre Aydın gibi bir sanatçıyla aynı sahneyi paylaşmak beni hem mutlu etti hem de heyecanlandırdı. Sahneyi çekerken ve birlikte şarkıyı söylerken çok keyif aldık. Umarım izleyicide bizi beğenir” dedi.

Dizi Gazete yazarı Dilek Doğu'dan 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz' yorumu

Aşkın Gözü Bu Kadar Kör mü?

Sizce kör mü aşkın gözü? Yoksa, bu Hızır Ali’nin yaptıkları bir delilik mi? Bence; sadece delilik de değil düpedüz zir delilik. Ama bu kadarda olmaz ki cancazım.Herkes farkında bunun bir oyun, bir tuzak olduğunun. Sen nasıl anlamazsın Hızır Ali? Üstelik sen Amerika’da doğmuş, büyümüş, eğitim almış bir gençsin. Annen bile Selda’nın sadece seni iş olarak gördüğünü söylüyor. Sen hangi akla hizmet ile buna aşk diye diretiyorsun anlayamadık. Bu Selda ve Ekrem de gerçekten çok karaktersizler. Tamam zaten dizilerde böyle şeyler var diyeceksiniz de, bu nedir arkadaş? Adam kedi kızını pazarlıyor ve resmen ‘sen bu iki kuzeni birbirine düşür’ diyor. Onların arasını açarken ne yaptığı umurunda bile değil. Ama zaten bir de o kısmı var. Hızır Ali’in yakalanması da oyundu. Kapı zaten içeriden kilitleniyor, sadece içerideki açabilirdi. Yani eğer Selda istemese Ekrem içeri girip onları o şekilde yakalayamazdı. Evet bunlar geçen bölüm oldu. Ama işte bizim saf aşık bunları dahi anlamadı henüz. Hala Selda’yı kendine aşık, babasına karşı gelip kendisi için evi terk edip ölümü göze alan birisi sanıyor şapşal. Neyse bu konuya tekrar geleceğim.

Sizlere Kimsesiz Yaşar ile Çakırbeyli ailesi çok iyi anlaşacaklar demiştim geçen yazılarımda. Bakın artık o da sürekli depoda Reis’ler ile beraber toplantı halinde. Dostum Yaşar, Dostum İlyas diye diye resmen bir yürek oldular. Bunu da cümle aleme masada ilan ettiler. Şimdi ilerleyen bölümlerde de artık ayrılmaz bunlar artık. Zaten; İlyas, Reis ve Kimsesiz’in sohbeti de başka güzel oluyor. Keşke, senaristlerimiz bu şekildeki sohbetlerini daha çok yazsalar bu üçlünün.Bence bayağı ilgi çekici  olurdu.

Şimdi konudan konuya geçeceğim ama… Ne olacak bu Ünal Bey’in Ceylan’a imalı konuşmaları,hafif hafif asılmaları? Üstelik kadının kendi evinde oğlu varken. Gerçi ne Ceylan onunla olur, ne de Hızır ve Hızır Ali buna izin verir. Gerçi Ünal Bey de öyle deli divane değil. Hafiften bir flört kıvamında sadece. Ama yakışmıyorlar mı diye sorarsanız, bence yakışırlar vallaha. İkisi de birbirinden kurnaz. Akıllı mı akıllı insanlar. Nerede bir çetrefili iş var, orada ikisi var. Böyle bir şey olsa idi süper olurlardı bence. Zaten Ünal Bey her ne kadar evlenme teklif etti ise de malumunuz bu gerçek bir teklif değildi. Zaten Ünal Bey, bunu gerçekten teklif etse teklif bu kadar basit olmazdı. Ceylan da bu kadar rahat olmazdı. Çünkü; o da hala Hızır Reis’e aşık. Sadece yapması gerektiği gibi davranıp sadece oğlu için var o artık. Bildiğiniz gibi bu karaktere ben de hiç sıcak bakmadım ve bakamıyorum. Onun da aynen Suzi’de olduğu gibi itici bir yanı var. Artık Reis ile Meryem’in arasını bozacak diye mi sevmeyen grubu çok, bilmiyorum. Bildiğim tek şey sevmeyen olduğu kadar sevenin de çok olduğu. Ben şahsen ilk gruptayım. Ve hali hazırda meraktayım. Ceylan’ın istihbarattaki gerçek görevi ne? Bundan sonrasında o göreve geri dönecek mi? Yine o kimseyi umursamayan ve herkesi kendiden aşağı gören tavırları devam edecek mi bilemiyorum.  Az önce söz ettiğim gibi; keşke Ünal Bey ile gerçekten evlense de herkes bu stresten kurtulsa. Gerçi, o zaman da Ünal Bey’in iktidarında olduğu için daha çok havaya girer. Şimdi bu Kara Mürsel geldi, Reis ve Kimsesiz Yaşar ile konuştu, sözde anlaştılar ve adamını alıp gidecekti Mürsel. Ama umduğu olmadı. İlyas tam arabaya bindirirken kafasına sıktı, Mürsel’in kucağına attı sağ kolunu. Bakalım şimdi Mürsel doğal olarak Ekrem cephesinde neler olacak.

Şimdi senaristinden çaycıya kadar emeği geçen herkesten, özellikle sanatçılarımızdan özür dileyerek şunu söylemek zorundayım. Bölümler artık gerçekten çok rutine bağladı. Hayriye Hanım’ın sürekli birilerini birilerine ayarlamaya çalışması. Yaşı kim olduğuna bakmasızsın hem de. Bu bölümde de sağ olsun; Enişte’nin kızı ile Reha’yı düşündü, kurdu kafasında. Her zaman ki, Hayriye Hatun işte. Tipi’nin klasik kıskançlıkları. Ve de Hızır Ali’nin saçma sapan, safça olan aşkından. Zaten o çocuk bu kadar da saf olmamalıydı. Sürekli bir aşk meşk mevzuları. Hızır Ali’nin, Alparslan ile tartışması. İnşallah tüm bunlar da, Ekrem’in Çakırbeyli ailesine kurduğu oyunlar gibi bir şeydir.Yani umalım ki; tüm bunlar Reis’in planıdır. Hızır Ali’nin bu kadar saflığı ve Alpaslan ile kavgaları gibi. Çünkü; aksi ise dizimiz gerçekten çok rutine bağladı, konular hep kendini tekrar ediyor. Bu şekilde giderse diğer rakipleri ile başa çıkamaz ve reytingler düşer. Ama bu sözlerim yanlış anlaşılmasın. Buna en çok üzülen yine ben olurum. Malum bu diziyi gerçekten seviyorum.Oyuncuları ayrıca seviyorum. Oktay Bey, Deniz Hanım ve tanışıp sohbet etme şansı bulduğum Hakan Karsak Bey’i izlemeye doyum olamaz.

İnşallah ilk iki sezondaki heyecanına kavuşur dizimiz. Ne diyelim; hal böyle olunca yazacak çok fazla şey de olmuyor. İşte bu yüzden bu bölüm için bu kadar derken, önümüzde ki hafta yeni bölüm yeni yorumda buluşana dek sevgiyle kalın hepiniz.

DiziGazete.com Yazarı Dilek Doğu'dan Atv dizisi Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'a haftanın yorumu:


Eleştiriye Açık Olmak:
Bu haftaki bölüm yorumuna geçen haftaki yazıma yapılan tatsız bir yorumdan bahsederek başlamak istiyorum. Arkadaşlar lütfen bakın bu sadece bir dizi. Ve bizler de elimizden geldiği kadar dizi ve canlandırılan karakterleri yorumluyoruz. Yani asla ve asla sanatçılarımızla alakalı değil. Şimdi neden bu yazdıkların derseniz eğer .Geçen hafta yazımı okuyan bir kişi (adını yazmıyorum buradan açıklamıyorum) ve dizideki hangi karaktere yaptığım eleştiri olduğunu da yazmıyorum . Hangi karakter olduğunu açıklamayalım ki aynı şahıs tekrar yanlış anlamasın. Ben karakterleri yorumluyorum. Orada bir detay veya gözüme batan bir şey olmuş ise bunu yazmam çok normal değil mi? Aynen sizlerin o karakteri çok sevdiğiniz için benim yazımı eleştirmeniz gibi. Amma asla ve asla küfür ve hakaret içeren kelimeleri kabul etmiyorum. Tabii ki ben de eleştiriye açığım ama saygı çerçevesinde. Tekrar yazıyorum eleştiriler sadece canlandırılan karaktere. Dizide oynayan sanatçılarımızın hepsi kendilerini ispat etmiş. Bizim onların kendilerine söz söylemek haddimizi aşmak olur ki bizde bunu yapmayız. Sadece bilin istedim .Saygısızlık etmedik etmeyiz bilin istedim.

İşte yine her zamanki dizi klasiği. Bölüm başladı amma velakin yine zaman atlatılmıştı. 1 Hafta sonra diyerek başladık bölüme. En sevmediğim ama senaristlerin zaman kazandıkları bir yöntem bu maalesef. 1 hafta sonra o arada Servet ne yaptı cenazede neler oldu o yaşadıkları ilk acıyı nasıl yaşadılar .Biz hiçbir şey bilmiyoruz orası muamma kaldı yine hafızalarda. Oysaki o anları Servet’i Mübeccel’in cenazesini görmek isterdim şahsen. İçinizde sen psikopt mısın cenaze izlemek istiyorsun diyenler vardır mutlaka. Tabii ki hayır ben sadece oradaki oyunculuğu görmek istedim hepsi bu. Neyse bu olmadığına göre geçelim biz en iyisi bunları .
Servet’in intihar sahnesine gülsem mi üzülsem mi bir türlü de karar veremedim. Yaşadığı duygu açısından tabii ki üzüldüm . Ama yazdığı mektup açısından gülmedim desem yalan olur. Sevgili reisim Servet’in demesi falan çok komikti zannımca. Hele Servet’in başarısız intihar vakası daha beterdi. Anladım acı çekiyor ama doğalgazı açıp gazdan zehirlenmeye çalışırken evi havaya uçması fıkraya döndü. Ama Servet reisin omzunda ağlarken üzülmedim duygulanmadım desem de yalan olur. Mübeccel’i hiç sevmeyen İlyas bile çok üzgün bu konuda. Hepimiz üzüldük tabii ki. Ama Hayriye ana gene büyük laf etti. Hızır reis Meryem’i kastederek sevenler sevdiklerini yanında istiyor deyince; Hayriye ana (neden gözleri görmeyen sevemez mi ) deyiverdi. Benim çok hoşuma bu laf zamanında ve yerinde kullandı Hayriye sultan her zamanki gibi.

Ama Meryem inşallah çabuk çıkarsın bu buz gibi tavırlarından. Bizlerde Zeyno için çok üzüldük. Sanki Zeyno’dan sonra sen sadece kendinden değil her şeyden vazgeçtin. Ömer’den Hızırdan ailenden her şeyden. Bence biran önce toparlanıp kendine gelmelisin. İlyas ile yaptığın konuşmada bunun ispatı oldu zaten. Kadının içinde 20 yıldır yapmak istediği ama açıklayamadığı şeyler varmış meğerse. Bunlar neler çok merak ettim şahsen.
Nevzat ve Ceylan arasında sürekli geçen diyalogların gerçek sebebini çok merak ediyorum. Şimdi Ceylan nasıl oluyor da Nevzat’a bu denli emir verebiliyor. Nevzat neden onun her dediğini yapıyor. Neden gizli gizli buluşuyorlar .Gerçi evet Ceylan’ın evinde buluşuyorlar alenen hem de. Ama neden bu kadar gizem acaba bilemiyorum.

Şahsen şu fidanlıkta geçen konuşma toplantılara bayılıyorum. Alparslan ve diğerlerinin konuşma ve yorumları harika. Zafer’in bilinçsizce ama çok sevimlice kırdığı potlar. Ama bir o kadar da akıllıca konuşması. Fahri’nin kızgın bakışları. Reha’nın babasının korkusunu daima ensesinde hissederek hareket etmesi. Hangi birini saysam ki. Çok seviyorum bu fidanlığı çok.

Tabi reisin evinde mutfak masasında yapılan konuşmaları da unutmayalım. Sanki gerçek masa burada mutfakta. Her şey burada konuşulup karara bağlanıyor. Tek fark bu masanın üyelerinin kadın olması. Sanki reis değil de onlar yönetiyor gibi oluyor bazen. Ama her şeyin de bu mutfakta konuşulması pek de hoş sonuçlanmıyor bazen. Örnek isterseniz son olay Mübeccel’in ölmesi. Ayrıca son bölümlerde Meryem ve Ceylan’ın bu kadar yakınlaşması biraz garibime gitmiyor değil. Meryem Ceylan’dan nefret ederken nasıl oluyor da şuan bu kadar kanka oldular henüz anlayamadım. Bakalım ilerleyen bölümlerde daha ne kadar devam edecek bu yakınlaşma.
Ben sizlere İlyas ve kimsesiz Yaşar iyi ikili olur demiştim. Bu bölüm bunun ilk adımları atıldı. Dostluk çeşmesinde bu ikilimiz tutuklanırken İlyas’ın bakışları harikaydı bence. Peki bu iş ne kadar sürer hiç sürmez bence önümüzdeki hafta ikisi de serbest kalır. Natocu Ekrem ve de kızı müthiş zekice bir plan ile Hızır reis ve Ünal beyi tuzağa düşürdüler. Şimdi hemen kızı ne alaka demeyin. Bu işin içinde kesinlikle kızı da var eminim. Zaten sizlere o sahte gözyaşlarından anlamışsınızdır değil mi? Hızır reisin silahı yerinde bulamaması da buna başka bir örnek tabi. Natocu Ekrem kimsesiz Yaşar ile anlaştı İlyas’ıda tuzağa çekti. Suç ortağı oldu. Şimdi Ekrem’in masaya oturması ile her şey normale girip serbest mi kalacaklar. Yoksa Nevzat mı kurtaracak onları işte bunu tam çözemedim. Peki sizce Teoman gerçekten öldü mü? Bence ölmemiş olabilir sanki biraz daha kalması gereken bir karakterdi. Ve oyuncumuz Birol Ünel iki bölüm kalacak bir karakter için mi girdi diziye pek sanmam. Her şey düzmece olabilir mi? Önümüzdeki bölüm fragmanı da olmadığına göre sadece kafamızda delice sorular ile ba şbaşa kalarak bölümü ve yorumu bitirmek zorundayız sanırım. Kafamdaki sorular şunlar
1-Hızır Ali’de oradaydı neden babası ile hiç karşılamadılar hani onlarda orada olacaktı?
2-Alparslan dışarıda ne yapıyor tüm bu olanlardan haberi var mı?
3-Ekrem’in kızı neden bu işlere bulaşıp ya da babası kızını neden bulaştırmış ?
4-Çok saçma olsa da yazacağım acaba Selda gerçekten Ekrem’in kızımı ?
5-Hızır bunların intikamını nasıl alacak?
6-O saklanan silah nereye kayboldu kim aldı?


İşte bu ve bunun gibi birkaç soru ile bölümü maalesef sonlandırıyoruz tabi yorumlarımızı da. Kafamdaki delice sorularıma cevabınız tahminleriniz varsa lütfen yazın. Önümüzdeki bölüme dek kendinize iyi bakın sevgi ile kalın.


Atv dizisi Kırgın Çiçekler'den yeni bir oyuncu haberimiz var. Kırgın Çiçekler'in yeni oyuncusu Ejder kimdir?

Kırgın Çiçekler'in bu haftaki bölümüne Tayanç Ayaydın, Ejder karakteriyle Sadri Bey’in yeğeni olarak diziye dahil oluyor.

Meral’in Sadri Bey’in torunu olmamasından şüphelenen Ejder, geçmişi araştırmaya başlıyor.

Kırgın Çiçekler'in 25 Eylül 2017 Pazartesi günü yayınlanacak 90. bölüm özeti şöyle:

Serkan ve Cemre’nin romantik gecesi kabusa döner. Serkan bayılınca hastaneye giderler. Doktor kanser teşhisi koyunca Cemre yıkılır. Feride, komiser Ali’nin teklifiyle çocuk şube için danışmanlık yapmaya başlar. Yeni gelen dava dosyası herkesin kanını dondurur. Güney’in Zehra’ya tahammülü kalmayınca evde ipler gerilir. Kader, kendisini savunmayan Meral’i kardeşlikten siler. Sadri Bey’in yeğeni Ejder yanlarına taşınınca Meral için zor günler başlar. Ejder, Meral’in gerçek torun olduğuna inanmayarak geçmişini araştırmaya başlar…

 

Atv dizisi Kırgın Çiçekler'in Pazartesi günü yayınlanacak 90. bölüm fragmanı yayınlandı.

İşte Kırgın Çiçekler'in 90. bölüm fragmanının yer aldığı link

https://www.youtube.com/watch?v=fe6TmhQqNME

Atv dizisi Kanatsız Kuşlar'ın 14 Eylül Perşembe günü yayınlanacak 13. bölüm özeti şöyle:
 
Zeynep ve Onur’un yakınlaştığını gören Nefise, gözlerine inanamaz ve kızının peşine düşer. Zeynep ise her şeyden habersiz, Onur’la doludizgin aşkını yaşamaktadır. Tuba, Muzaffer’le vakit geçirmek için Nefise’nin bir anlık yokluğundan yararlanır. Kaan, Cemre’nin internette, uygunsuz sitelere düşen fotoğraflarını görür ve Cemre için işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Küçük Aysun, Mert’le oynarken, Mert’in düştüğünü gören Muzaffer, Aysun'u bunun suçlusu sayarak öfkeden delirir. Aysun’u savunan Emre ile Muzaffer’in karşı karşıya gelmesi büyük olayların başlangıcı olur. Emre, intikam hırsıyla, Behzat’ın sinsi planlarından habersiz, yeniden onunla çalışmaya başlar. Zeynep için kavga eden Onur ve Ahmet’in arasında ise ipler iyice gerilir. Artık, Onur’un, Ahmet’i mahvetmek için bambaşka bir planı vardır.