İçerde'ye haftanın yorumu: Melek'in ardından

Nis 27, 2017

DiziGazete.com yazarı Sibel Doğu Show TV dizisi İçerde'nin yeni bölümünü yorumladı.

İşte Sibel Doğu'nun İçerde yorumu:


İçerde! Melek’in ardından….

İlk bölümünden bu yana ters köşelerin dizisi olan İçerde sanırım bu sefer tam anlamıyla ters köşe yaptı izleyicisine. Dizide o kadar çok ter köşe oluyordu ki, yine bir ters köşe beklerken işin içinden ters köşe çıkmayınca gerçekten ters köşe olduk.

Melek’in ölmeyeceğini ve bunun Sarp ve Mert kardeş olduklarını öğrenmesin diye Celal tarafından kurgulanan bir oyun olduğunu düşünüyordu seyirci. Hastane kapısından girdiğinde Melek’in gözlerini kapaması, hastanenin orda yerinde muayene yapan doktorun ‘artık çok geç’ demesi, Melek’in alındığı özel odada saatlerce beklemesine rağmen öldüğüne inanmamıştım ben şahsen. Bir yandan da ‘Kız şimdi kan kaybından gerçekten ölecek. Neden müdahale edilmiyor. Serkan vurduğuna göre vurulması da oyun olamaz herhalde’ diye söylenirken instagram’da Bensu Soral’ın veda mesajına denk geldim. (Tabii bir de ölmüş olan Melek’in neden morga değil de normal bir odaya alındığı durumu var. Ayrıca Celal Baba’nın çok sevdiği kızının ölümü karşısında oldukça soğukkanlı olmasını da atlamayalım)

O an anladık ki, Melek gerçekten ölmüş. Bensu Soral’ın diziden neden ayrıldığını bilmiyoruz ama ilk bölümden bu yana Melek karakteri diziye tam anlamıyla oturtulamamıştı. Hikaye kaynaklı bir durumdan dolayı hep geri planda kaldı Melek senaryoda. Sarp ile aralarındaki ilişki hiç inandırıcı ilerlemedi. İki karakterin haftalarca doğru düzgün yan yana bile gelmedi. Melek’e çok fazla sahne yazılmadı. Dizide hep aksiyon tarafı ağırlıklıydı. Hal böyle olunca da izleyici Melek karakterini sevemedi. Oysa son birkaç bölümde özellikle Kudret tarafından kaçırılması, Çoşkun’dan gerçekleri öğrenmesi derken karakterin bir ağırlığı oluşmaya başlamıştı. Kendi adıma diziden ayrılmasını istemezdim Bensu Soral’ın. Ben sevmeye başlamıştım Melek’i. Bensu Soral ve Çağatay Ulusoy’un fiziksel uyumları gayet yerindeydi. Güzel yazılan sahnelerle gayet iyi bir ikili olabilirlerdi. Oysa bu iki karakter birbirlerine aşık karakterler olsa bile doğru dürüst yan yana bile gelmedi. Aşklarına hiç inanmadık. Hal böyleyken de, Sarp bu bölümde için için ağlarken hiç duygulanamadım ben. Çünkü onun Melek’e arkasından böyle kendisini harap edecek kadar aşık olduğuna bugüne kadar inandırılmadık. Çağatay Ulusoy sahneyi güzel oynamış olabilir ama ben Sarp’ın acısından etkilenmedim açıkçası.

Geçen haftaki yazımda eğer Melek gerçekten ölecek olsaydı son sözlerinin ‘Siz kardeşsiniz’ olması etkileyici olur diye yazmıştım. Tabii o zaman Melek’in gerçekten öleceğini bilmiyordum. Bu tezimi bu hafta da sürdürüyorum ve madem Melek gerçekten öldü, giderken neden gerçeği söylemedi diye sormak istiyorum. Oysa, ölecek bir karakterin söylemesi gayet anlamlı olabilirdi. Üstelik Melek, Sarp için de Mert için de önemli birisiydi. Ya da madem Melek ölecek, onu vuran Serkan değil Davut olmalıydı. Yani, Melek’in ölümünden sorumlu olan Celal olmalıydı. Böyle gerçeği söylemeden gidince ya da Kudret öldürünce Melek’in ölümü de bir tansiyon yaratmadı dizide.

Dizi başlarken bir sezon olarak planlandığı söylenmişti. Bu zamana kadar gerçekler ortaya çıkmayınca uzayacak diye düşünmüştük ama yapılan açıklamaya göre dizi devam etmeyecek ve 39. Bölümde final yapacakmış. 32. Bölümüne kadar sırların açıklanmadığı ve birçok oyalanma bölümün izlendiği dizi finalini ne kadar etkili bir şekilde yapacak bilmiyorum ama artık önümüzdeki bölüm Mert ve Sarp’ın gerçekleri öğrenmesini bekliyorum.

Yoksa böyle Celal’in adamı olduğu ortaya çıkmış, ifşa olmuşken hala içinde kamera olan kumandayı değiştirmesi, Celal’in emniyete adam göndererek tanık olan adamı tehdit etmesi ve adamın Mert’i teşhis etmemesiyle hala oyun çevirmeleri beni sıkıyor. Gerçi bunu da Mert’in tutuklanmaması gerektiği durumuna yorabiliriz. Mert’in kanun önünde suçlu olsa bile izleyicinin vicdanında ceza almaması gerekiyor çünkü. Bu nedenle suçu ispatlanamıyor olabilir. Öte yandan Mert ve Sarp’ı bu durumdan hoşlanmıyor olsalar da aynı tarafta, aynı amaç için mücadele ederken izlemek güzel. Tabi ki, gönül bir an evvel kardeş olduklarını öğrenip Celal’den intikam almak için de işbirliği yapmaları yönünde.
Bu bölümde Melek’in ölümünün yanı sıra Mert’in yalnızlığı da içimizi burkan bir durumdu. Önce emniyetteki arkadaşları, sonra Eylem ve Füsun tarafından dışlanan Mert’in yalnızlığını ve acısını oldukça başarılı bir performansla yansıtan Aras Bulut Iynemli’ye de ayrıca tebrikler. Mert’in hüzünlü hallerini ayrı güzel oynuyor, Celal’i taklit ettiği sahneleri ayrı sempatik oynuyor zaten. Gerçekten son dönemin en başarılı genç kuşak oyuncularından bir tanesi. Umuyoruz ki; başarıları daim olur.

Son 7-8 bölüme geldiğimize göre önümüzdeki bölümler de tüm gerçeklerin açığa çıkacağı bölümler olacaktır. Mert’in annesi ve Sarp ile kavuşacağı, Sarp ile Füsun’un senelerdir hasretini çektiklerini Umut’un Celal’ın adamı Mert olduğunu öğrendiği sahnelerin merakıyla sonraki bölümü bekliyorum.