Orhan Yarımcalı Oğuz Doğu'ya karşı! Featured

Written by  May 22, 2016

Dizi Gazete'den 'Kehribar' yorumu...

Dilek Doğu'nun yazısı

2 haftanın bir aradan sonra yine Kehribar yorumuyla sizlerleyiz. Geçen hafta yorumlayamadığım için bu hafta ikisini birden yazayım dedim. Haydi, başlayalım bakalım.

Geçen bölüm, yine heyecanlı başlayıp yine heyecanlı bitti. Bazı dakikalar hüzünlü, bazı dakikalar bizi düşündürürken bazı dakikalarda da yüreğimiz ağzımızda izledik. Şahsım adına beni en çok heyecanlandıran anlar Yarımcalı Orhan ve Oğuz Doğu karşılaşması oldu. İkisi de mağrur ve gururluydu. Sahne de bir o kadar etkileyiciydi. Tabii ki, Oğuz Bey’in buluşmaya gitmeden önce sarf ettiği sözlerde ayrıca bir güzeldi. Malum, Orhan & Oğuz arasındaki çekişme artık iyice çığrından çıkacak. Ama gelgelim bu ikisi eski zaman dizilerinde izlediğimiz kabadayılar gibi karşılıklı haberleşip anlaşıyorlar. Haberleşme araçları ise bir tespih. Orhan’ın yolladığı tespih parçalanmış olarak geri gönderildi. Ondan sonra ise buluşmaları gerekirmiş son kez. Ama sadece ikisi baş başa. Bunu da Oğuz Bey’den öğrendik şu sözlerle: “Racon böyle tespih sahibine aittir. O da ancak sahibiyle tek başına gider buluşmaya.

Karşılıklı bakışmalar sert olsa da, konuşmalar gayet sakinceydi. Son sözler söylendi ve ayrıldılar. Tüm olaylar bundan böyle başlıyordu zaten ve ikisi de bunun farkında artık.

Orhan her ne kadar yemininden dönmek istemese de, bence o buluşmaya giderek zaten yeminini bozmuş oldu. Yemin bozmayacak adamın orda, o buluşmaya giderek rest çekmesinin başka anlamı olamaz. Zaten, bu haftaki bölümde de o yemin unutuldu gitti. Hocamız her ne kadar ona ‘yeminini bozma’ demiş olsa bile artık her şey için çok ama çok geç. O silah kaldırıldığı yerden çıktı. Artık, Mudanya’da çarşı pazar karışacak.

Veli’nin yaptıklarına ise şaşırmadım desem yalan olur. Musa, büyük gurur ve hevesle geldiği zeytin fabrikasından büyük hayal kırıklıklar bir o kadar da öfke ile ayrıldı. Ona göre her şey tamamdı.

Her şey ayarlamış, borçları o an için kapatmış, senetleri mahkemeye başvurarak şimdilik üzerine alarak Yarımcalıyı kendisine borçlandırmıştı. Çünkü Veli kardeşi Orhan’ı satmıştı ona. Karşılığında da hafife alınmayacak bir para almıştı. Sanem ve kızını alarak gidecekti artık Mudanya’dan. Ekran başındaki herkes böyle düşünüyordu. Ancak, hepimiz yanıldık. Veli, vicdanının sesini dinlemiş ve kardeşini satmaktan vazgeçmiş, Orhan’ın yanında olmaya, ondan af dilemeye karar vermişti.

İşte; Musa da, bizler de burada şok yaşadık. Veli, kardeşinin yanına geçerek ‘Hayır ben Orhan’ı satmadım’ diyince hepimiz şaşkınlığa uğradık nasıl olur diye. Meğerse bir gece önce her şeyi kardeşine itiraf eden Veli ile Orhan zaten anlaşmış. Veli, ise Musa’dan aldığı tüm para ile gidip Musa’nın geçici olarak el koyup mahkemeye başvurduğu borçları kapatmış. Yani, kısaca Musa’nın parası ile tüm borçlar kapatıldı, her şey yine onlarda kaldı. Kazanan Yarımcalı kardeşler oldu.

Tabii ki, Orhan Musa’nın kirli parasını kabul etmez.’Tüm borcumu sana geri ödeyeceğim’ dedi. O sahnede; Musa’nın yüz ifadesine hayran kaldım. Gözlerindeki o öfkeyi hissettim. Her zaman söylediğim gibi; Necip Memili gerçekten büyük oyuncu. Çok başarılı bir sanatçı.

Veli bu yaptığını karşılığını da, bayağı kötü bir dayak yiyerek ödedi. Musa, bunun karşılığını elbet ödetecekti. Ben daha ağır bir bedel beklesem de bir dayak ile kurtardı Veli. Yalnız, çözemediğim bir şey var ki,o kadar dayak Veli, nasıl oldu da, aynı sahnede ayağa kalkıp eve tek başına gelebildi?

Ve gelelim baş komiserimiz Yıldırım Gürcan’a… Onun da içindeki öfkeyi, hasreti, intikam duygusunu bizler de- Orhan da çok daha iyi anladık bu haftaki bölümde.

Orhan nasıl yardım etmeye çalıştığı köylülerin öldüğünü öğrendiği anda yetim kalan çocuğu sen anlayamazsın diyince baş komiserimiz de ipler koptu Orhan’a karşı.

İstanbul’da görevdeyken, baş komiserimiz ve Oğuz Doğu bayağı bir olaylar yaşamışlar meğerse.

Oğuz Bey, çok tehdit etmiş baş komiserimizi ama polisimiz peşini bırakmamış. Sonunda da, o kötü an gelmiş baş komiserimiz bedel ödemiş.

Zaten, 2 haftadır tüm karakterlerinin ağzında bir bedel cümlesidir almış gidiyor. Artık, yakın zamanda biten hangi diziden ilham alındıysa bu bedel cümlesi? Bir de, geçen hafta final yapan Evli ve Öfkeli dizisindeki Kehribar yorumunu da atlamadık. Yapım şirketi aynı olunca oluyor böyle benzerlikler ve bir dizi içinde diğer dizi reklamı.

Neyse, konumuza dönelim. Kırmızı ışıkta duran Yıldırım’ın arabası taranmış, eşiyle- kızı oracıkta ölmüş. Meğerse; polisimiz ondan dolayı bu kadar öfke ve intikam doluymuş Oğuz Bey’e karşı.

Onu da, etrafındaki herkesi de öldürmeye kesin kararlı. Kendisine ne olur onu şimdilik bilemeyiz. Ama şunu tahmin edebiliriz. Oğuz Bey’in ölümü baş komiser Yıldırım’ın elinden olacaktır ilerleyen bölümlerde. Zaten az-çok Yarımcalı ile anlaştılar sayılır. Malum; Orhan ‘ben temizlerim sen toplarsın’ dedi baş komisere.

Son sahnelerimiz ise bayağı bir aksiyon dolu idi. Ozan ve arkadaşları yapmaması gereken bir şey yaptı. Orhan’ın karşı çıkmasına rağmen, Oğuz Doğu’ya tuzak kurup, baskın yaptılar. Arabasına ateş açtılar. Hem de, iki minibüs dolusu adama karşı dört kişiyken. Oğuz da, arabadan indi ve Ozan’ı vurdu. Akıbetini pek anlamadık ama umarım ölmemiştir. Şuan bizlere öldü gibi bir hava verildi ama inşallah öyle değildir. Yoksa arkadaşlarını kimseler tutamaz demedi demeyin.

Zaten, haber alır almaz yeminini de bu sebepten bozdu Orhan. Onu Oğuz’un vurduğunu öğrendiği an gidip silahını aldı kaldırdığı yerden ve Oğuz Doğu’nun karşısına dikildi. Ama bilmediği bir şey vardı.O hasmının kafasına silahını dayadı dayamasına ama Oğuz’da boş  adam değil ki.Adamları da Leyla ve Kemal’in kafasına dayadılar silahları.

Evet, Yarımcalı tercihini yap bakalım! Oğuz’dan intikam almak mı, sevdiklerinin canı mı?

Haftaya yeni bölümün ardından yeni yorumlarla görüşmek üzere!

Twitter: dilek_doğu

Last modified on Pazar, 22 Mayıs 2016 21:11