Çukur'da Vartolu öldü mü?

Şub 13, 2018

DiziGazete yazarı Dilek Doğu Show TV dizisi Çukur'u yorumladı:

Kiraz Ağaçları

Celasun’un itirafları, Sultan ve İdris Baba’nın yüzleşmesi… Hepsi arka arkaya gelen sahneler oldu. Celasun artık hain olmadığını en azından Yamaç’a anlattı. O biliyor ona göre davranacak artık. Sonuçta onun sayesinde Paşa ve Emmi kurtuldu. Paşa ve Emmi’nin yaralarını sarıp, dikiş atmak ise İdris babaya düştü tabi ki. Böylece en azından aradaki buzlar eridi sayılır. Gerçi bu işten en zararlı çıkan tabi ki-normal olarak Sultan oldu. Her şeyi öğrenen İdris, Sultan’ı evden kovdu. Madem “30 sene evvel gidecektin, şimdi de git” dedi. Tabi ki bunu söylemek hiçte kolay olmadı İdris Baba için. Çocuklarının anası, bunca senelik karısı. Onun içinde hiç kolay değil eşini evden göndermek… Ama olanları o da hazmedemedi. Sonuçta bir oğlu olduğunu öğrendi ve 30 sene sonra öğrendi bu gerçeği. Kimse için kolay olamaz böyle bir gerçek. İdris baba için bile. Amma velakin ben şahsen daha bir duygu yüklü, daha bir acı yüklü beklerdim. Gözyaşları dolu olarak izlenmesini beklerdim. 30 senenin birikimi ve yüzleşmesi vardı bu sahnede. Biraz daha duygusal olabilirdi ama bu naçizane benim fikrim sadece. Mesela, ben Selim’in öğrendiği sahneyi daha çok sevdim. Hem şaşkınlık dolu bir sahne idi, hem de kahkahalar ile süslenmişti. Koskoca İdris Koçavalı’nın bir oğlu daha mirasa ortak geldi derken bence iki kardeş çok içten ve samimi idi. Belki de birbirlerine dürüst ve içten oldukları birkaç sahneden birisi idi. Sultan Hanım bak nasıl da gelinin Sena’ya gittin. Demek ki, neymiş tanımadan anlamadan kimseye ön yargı ile yaklaşmayacaksın. Bunca senelik kocan bir kalemde sildi attı, seni kovdu evden. Ama gelinin sana kucak açtı. Hem de sorgusuz sualsiz. Tek bir söz-laf etmeden. Ama hadi seni de hepten yargılamayalım. Sende çok acı çekmişsin zamanında. Şimdi her şeye göğüs germek kolay değil tabi ki. Sen de Sena ve arkadaşı Deren ile iyi anlaştın. Şarkılar türküler. Beraberce rakı içip kadeh tokuşturmalar. Hoş neden kahve fincanı kullandınız, ben anlamadım ya da o sahnede bir şeyler atladım. Anma şu sözünü sevdim… Hanımlık başka hanım ağalık başka. Hepsi zamanında yerinde güzel. Helal olsun Sultan hanım ve gelin Sena . Ya bu seni çok seviyorum Aliço ama sana yazık. Bu gazeteci kız seni üzmez inşallah. Zavallı küçük, masum bir öpücük ile ne hale geldi. Ama gene de “gazoz ile öpücük arasında seçim yap” deyince gazozu seçti. Son anda söylediği cümlede koptum. Öpücüklü gazoz. Bu sahnede tüm izleyicilerin sadece dudaklarında kalmamıştır o tebessüm. Benim gibi yürekten gülmüşsünüzdür. Ama Aliço ile dalga geçmek manasında değil tabi ki… Onun saf ve temiz güzel duygularına. Çünkü bu duygular artık gerçekten zor bulunuyor, çok az var. Peki, Yamaç Aliço’nun ailesini bulabilecek mi? İnşallah bulur. Keşke onun da artık bir yuvası olsa. Sıcak sımsıcak çorbalar yapsa annesi ona. Ah Rıza Kocaoğlu yine içimizi titrettin. Emeklerine, yüreğine sağlık . Tebrikler alkışlar sana ve senin nezdinde tüm ekibe gelsin. Tüm oyuncularımızdan, emeği geçen herkese gelsin. Ben bu Karaca’nın oyunlarına ve davranışlarına akıl erdiremiyorum kendi adıma. Gerçekten bu aklından geçen her şeyi yapabilecek mi sanıyor kendisini ve annesini? Başlarını ne kadar büyük belaya soktuklarının farkında bile değil henüz. Bari anası olacak Ayşe anlatsa ama zaten o da pek normal sayılmaz ki değil mi? Ah bu meyhane sahneleri her zaman diziler de favori sahnem olmuştur. Aman ha meyhane favori sahne falan deyince ayyaş falan zannetmeyesiniz beni. Ben sadece o sahnelerdeki içtenliği ve samimiyeti seviyorum. O sahnelerin hepsinde herkes dürüst davranıyor. İçinde ne var ne yok söylüyor. İdris Baba ve Selim buluşması da aynen böyle oldu işte. Hem Kahraman’dan, hem de henüz kim olduğunu bilmedikleri Vartolu Sadettin’den. Selim, ‘buluruz kardeşimi’ derken içten mi konuştu pek anlayamasam da . Elbet bunu da izleyip öğreneceğiz. Ama ben Selim’e hiç inanmadım inanmayacağım. Karaca ve Ayşe evi terk etmeye kalktığında bile Vartolu onlara yardım ettiği için değil sadece racona ters olduğu içindi bu kadar delirmesi. Vartoluyu öldürmek istemesi. Yoksa gerçekten değil bu tavırları. Kalkıp Beyefendi’ye gitmesi, ona dert anlatması hepsi bu kez kendi içinde kurduğu bir oyun, bir tuzak. Belki de; Selim en başından beri Vartolu’yu biliyor. Olamaz mı sizce de? Tüm hırsı bu yüzden belki de. Ah Saadet- Ah Vartolu nedir sizin bu aşk acınız? Hele sen Vartolu kız sana kalk gidelim dedi. Bırakalım her şeyi ardımızda al götür beni buradan dedi. Kiraz ağaçlarını düşün dedi. Neden gitmedin be Salih? Ah Salih canım Salih bak Salih yazdım Vartolu değil. Bu dizide en sevdiğim karakter hep yazdığım gibi. Vartolu. Ama neden böyle kendi kendine acı çektiriyorsun sen? Karşında seni seven, hem de her şeye rağmen seni seven bir kadın var. Tüm gerçekleri bilen, neler yaptığını bilen. Kahraman’ı senin öldürdüğünü bilen, kim olduğun gerçeğini bilen bir kadın var. Bence bırak intikamı artık. Sevginin peşinden git. Kadınına sarıl, bırakma onu ve mutlu ol. Bence bunu ikiniz de fazlası ile hak ettiniz. Ama bu Yamaç ve Vartolu mezarlık sahnesi inanılmaz güzel idi. Konuya girmeden hemen önce şunu da yazmak istiyorum. Vartolu sen neden sürekli dile getirmene rağmen annenin mezarlığını hala yaptırmıyorsun? Paran mı yok diyeceğim. Madem sen geldin Çukur’a keşke o mezarlık yapılsa idi şu ana kadar. Bence çok daha etkileyici olurdu. İdris Baba mezarlığa gidecek ve yeni yapılmış bir mezarlık ile karşılaşacaktı. Zannımca çok daha etkili olurdu. Ama tabi ki senaristlerimizin takdiri mutlaka ilerleyen bölümlerde daha etkili bir sahne vardır akıllarında. Evet gelelim Yamaç-Vartolu sahnesine . Çok güzel idi. ‘Öldür beni kardeşim’ diyen Vartolu ve ‘Babamın oğlu Salih’ diyen Yamaç. Hangisi haklı hangisi haksız bilemedim. Ama bu Yamaç (Aras Bulut İynemli ) tüm dizilerinde illa ki kardeşleri ile bu şekilde kavga etmek zorunda galiba. Bari bu sahne biraz değişik olsa idi İçerde sahnelerinden. Zaten tüm oyuncular aynı, sahneler aynı hatta artık birkaç bölümdür son final sahnelerinde bile aynı . Hatırlar iseniz İçerde dizisi biterken kara kalem çalışmasına dönerdi son sahnede kim varsa onun silüeti. Burada da aynı. Aman neyse ben genel olarak diziyi çok severek izliyorum şimdi çok eleştiriyordun madem neden izliyorsun diyenler olacaktır. Ama bakın şimdi nasıl yazmadan geçmemeyim. Şimdi, Vartolu sözde öldü, arabası tarandı, patladı değil mi? İçerde dizisinde de Coşkun’a olmuştu aynısı. Ve onu Sarp kurtarmıştı. Şimdi onu da Yamaç mı kurtardı, Beyefendi mi, işte onu bilemedim. Ölmediği kesin ama bu oyunu kim planladı? Her şeyi bilip, kardeşini kurtarmak için uğraşan Yamaç mı? Yoksa iyi bir adamını kaybetmek isteyen Beyefendi mi? Maalesef bunu önümüzde ki bölüm de anlayacağız.İkisinden başkası olamaz. Cumali karakteri gelmiş olsa idi, o kurtardı derdim . Ama maalesef kendisinden hala haber alabilmiş değiliz. Lütfen geleceksen gel, gelmeyecek isen bir açıklama bekliyoruz. Dizide bu karakter hayat bulmayacak diye. Tüm bu sözlerden sonra Cumali karakteri haftaya gelip, Vartolu’yu kurtarmış olur ise de sizlerin huzurda özür de dileriz o zaman. Haftaya görüşmek üzere…