Ufak Tefek Cinayetler'de boş bir bölüm izledik!

Şub 09, 2018

DiziGazete yazarı Sibel Doğu 'Ufak Tefek Cinayetler' dizisini yorumladı

Ufak Tefek Cinayetler dizisini başladığı günden bu yana merakla takip ediyorum. Puzzle yapar gibi 1996, sorguda anlatılan konular ve cinayet zamanına dek yaşananların anlatılmasıyla ince bir kurguya sahip ve olaylar arasındaki bağlantılar ince ince işleniyor. Kadınların içinde barındırdığı karanlığı, kötülüğü de anlattığı ve bunun erkeklerin silahlı- dövüşmeli hesaplaşmasından çok sinsice, yavaş yavaş uygulanan planlarla işlendiği için bu dizinin bu kadar ilgi çektiğini yazmıştım hatta daha öncesinde.  Böyle güzel bir giriş yaptım ancak son yayınlanan bölümde oldukça sıkılarak izlediğimi söyleyerek devam edeceğimi belirtmek isterim.  Uzun uzun izlediğimiz okuldaki yangın sahnelerinin  hikayeye tek katkısı Nilay’ın annesinin anlattıklarını hatırlamasıyla gördüğümüz nasihat sahneleri idi. Bu da diziden çok kamu spotu gibiydi. Yararlı ve mantıklı idi belki ama oldukça gereksizdi. Zaten evde küçük kahve makinesi kablosunun çıkardığı yangın ile tüm binayı saran yangın arasında da oldukça fark vardır.  Karakterler arası olay ve çatışmaların olmadığı yangınla aksiyon havası verilmiş boş bir bölüm izledik açıkçası.

Geçen hafta annesinin geçmişte Oya’ya yaptıklarını öğrenince grubun en akıllıca tepkisini veren ve annesine ibretlik bir konuşma yapan Nilay’ın ya da Pelin’in oğlu Berk’in bir an kurtulamayacağını ve bu durumun da Arzu ile Pelin için bir anlamda geçmişin bedeli olacağını sanmıştım ancak herhalde bu bölüm için yazacak fazlaca bir gelişme olmadığı için sadece bir heyecan yaratmak istediler.  Yangın sahnesinde ortamdaki velileri sakinleştirerek en aklı başında ve mantıklı davranışı sergileyen Mehmet’in de Arzu- Burcu arasındaki gelgitleri hatta daha çok Arzu’nun değerini anlayıp Burcu’dan uzaklaşma halleri bana keyif vermeye başladı. Son zamanlarda nedense bir itici olmaya başlayan Arzu’yu eskisi gibi sevemesem de… Bir de yangın sahnesinde her ne hikmetse  Burcu’yu çok samimi gördüğümü de eklemek isterim.

Birçoğu o okulda okumuş koskoca bir topluluğun ve itfaiyenin akıl edemediği arka kapıyı Serhan ile  Oya’nın akıl etmesini de başrollere bahşedilen o üstün zekaya ve kahramanlığa bağlıyor, bu bölüm  Pelin’in neden hiçbir sahnede görünmediğini, zaten bir şapşal olan Taylan’ın daha da garipleşerek neden çocuğuna saçma saçma akıllar verdiğini merak ediyorum. Küçücük çocuk Taylan’dan daha akıllı cevaplar verdi babasına.  Oysa geçen hafta Pelin ve Merve’nin oyununu öğrenip Pelin’i terk edince aklı başına gelecek hatta Merve’nin Pelin’e ihanet ederek tüm suçun onda olduğunu söylemesinden sonra Pelin’den baya baya soğuyacak sanmıştım ancak daha bölüm sonunda Pelin’in intihar oyununa kanarak eskisi gibi şapşal olmaya devam edeceğini belirtti Taylan. Ben en azından gerçekleri öğrendikten sonra Oya’nın karşısına çıkıp en azından bir özür diler diye bekliyordum.

Pelin bu bölüm hiç görünmedi. Herhalde Bade İşçil bir haftalık izin aldı. Bu nedenle de Pelin karakterini hastanede olarak gösterdiler. Bu durumun altında ciddi bir neden olmadığını umarak Pelin’in gelecek hafta Merve’den tüm suçu kendisinin üzerine atmasının intikamını nasıl alacağını merak ediyorum.

Geçen haftanın en bomba gelişmelerinden bir tanesi de; Merve’nin Edip’e aşık olduğunu öğrenmemiz oldu.  Yan yana sahnelerinde bu iki karakter arasında zaten bir elektriklenme sezinleniyordu birkaç bölümdür. Şimdi Merve’nin bu iftirayı atma nedeni olarak Edip Hoca aşkı ortaya çıktı. Merve’nin bu hayranlığının birkaç bölüme kadar yeniden alevleneceğini  de  akla gelmiyor değil. Edip’ten de geçmişin intikamını almak için önce umut verip sonrada Merve’yi  bırakıp gitme gibi bir plan bekliyorum açıkçası.

Serhan’ın boşanma kararı ve Oya ile olan ilişkisine gelirsek… Aslında bu konuda bir izleyici ve bir kadın olarak kafam biraz karışık benim. Bir yanımla her ne kadar kötü bir karakter olsa da Merve’nin aldatılmasını doğru bulmuyorum. Serhan ve Oya gibi doğruluk ve dürüstlük timsali, masum olarak bize resmedilen karakterlere de bu aldatılmanın içinde olmayı yakıştıramıyorum. Öte yandan da; Merve karakterinin çok şahane yazılıp-oynanmasının , sevilmesinin kötü karakter olduğu, Merve’nin aslında bencil, sinsi, boş hırslara sahip bir karakter olduğu gerçeğini değiştirmediğini de düşünüyorum. (Hiç düşünmeden Pelin’e de ihanet etmedi mi sonuçta)O nedenle Merve Serhan’ı hak etmiyor.  Hatta bu haftaki bölümde deyim yerindeyse hükümet gibi bir kadın olan Avukat Hanım’a laf atayım derken lafları kendisi yiyen Merve sahnesini pek çok beğendim.

Bu sahneden sonra, Merve’nin frambuazlı cheesecake ile Oya’nın kapısına dayanmasını  Serhan ile olan ilişkisini anlamasına değil de, yemekte olacakların intikamını bağlıyorum. Sonuçta o sahneden sonra Merve’nin de hamlesiz durmasını beklemiyorduk.

Merve-Serhan ilişkisi nasıl ilerleyecek , bu ilişkiyi ilk kim öğrenecek merakla bekliyorum ancak bu bölüm Serhan’ın Oya’ya ilişkiyi saklama konusunda attığı tripin saçmalığna da değinmek isterim. Zaten yaşanılan ilişki hoş karşılanmayacak ve ortalığı karıştıracakken bunu bir anda ifşa etmek gerçekten de saçma bir adım olurdu. Üstüne bir de Edip’in Serhan’ı Oya konusunda sakinleştirmesi ilginçti. Oya’ya aşık olan ve onu karmaşadan korumak isteyen Edip, Serhan’ı sakinleştirip arayı bularak neyi amaçladı merak oldukça merak ediyorum açıkçası.

Bakalım gelecek bölümler Sarmaşık kadınlarına neler getirecek?

Sibel Doğu Twitter